Sene 1996 dedemin emekli olmasına 6-7 ay var. emekli ikramiyesi ile bana bisiklet alacak ama o zamanlar küçücük bir çocuğum aylarca beklemenin ne demek olduğunu bilmiyorum. her gün dedemin evine gidip bana ne zaman bisiklet alacaksın dede? sorusunu defalarca soruyorum. dedem ise o sabırlı hali ile az kaldı oğlum bekle biraz daha alacağım en iyisini alacağım hemde diye beni avutuyor. bilen bilir 96 senesinde öyle 21 vitesmiş, ön amortisörlümüş, yok ortasında amortisör varmış, yok hız bisikletimiş gibi kavramları bilmiyorduk bile çünkü hiç öyle bisiklet görmemiştik yoktu hayatımızda. o zamanlar tek hayalimiz gazetenin verdiği bisan marka dandik bisikletlere sahip olmaktı yada paran varsa başka marka daha iyi bisikletlere sahip olmak. bisikletçinin önünden hergün geçer ve bisiklet sahibi olup mahalledeki çocuklara hava atmanın hayalini kurardım. satılacak o bisikletleri bile izlemek benim için çılgınca birşeydi. bir mavi bisiklet vardı gözüme kestirdiğim mavi arkada sepeti olan suluğu olan bir bisiklet hatta dedeme onu istediğimi defalarca söyledim bana alacaksan onu al diye. bir sabah babam beni uyandırdı o zamanlar tek katlı bir müstakil bir evde otururduk bahçesinde çeşitli meyve ağaçlarının olduğu bahçeli bir evde. evin önünde kocaman bir yemiş ağacımız vardı. babam git dedi camdan bi yemiş ağacına bak dedi. gittim baktım ve ne göreyim hayallerimin bisikleti orda duruyor. dedem emekli ikramiyesiyle ilk olarak bana o bisikleti almış. sevinçten dışarı terlikleri bile ters giyerek çıkmışım sonradan farkettim. üstümde pijamalar, gözlerim bile çapaklı. hatırladığım o gün o bisikletin üstünden hiç inmedim. o sevinç ve heyecanı hayatım boyunca belki de hiç hissetmedim. bakıyorum da şimdiki çocuklar bu heyecanı ve sevinci malesef hiç hissedemeyecek buna üzülüyorum. hemde ellerinin altında bu kadar imkan varken…

Yazar: hikocanelli, alkislarlayasiyorum.com

Bu Yazılarda İlginizi Çekebilir