Şöyle bir menkıbe var. Alimin bir tanesi oturuyor. Etrafında taleberi varken ufuklara doğru bakıyor. Aah ah diyor “Çoban kazandı ,hem de ne kazandı”diye. Sonra talebeleri artık dayanamıyor. Hocam sizin bu halinizin hikmeti nedir? Yani “Çoban kazandı ,hem de ne kazandı”diyerek neyi kastediyorsunuz? Gelin size bunu anlatayım diyor. Bir zamanlar ben ilim için yola çıktığım zaman yolda bir tüccara rastladım. Yol arkadaşlığı yaptık, gideceğimiz yere kadar beraber yürüme kararı aldık. Sonra yolda yürürken bir de çobana rastladık.Sonra o da bize eşlik etti.Yolda yürüdük. Siz ne için yola çıkıyorsunuz? Ben ilim için. Siz? Mal mülk ticaret için. Sen? Ben de Allah için belki birinin koyununu, kuzusunu bulurum da onları gütmek suretiyle onunla maişetimi tedarik ederim. Yola çıkıyorlar. Tabi namaz vakti geliyor. Bir ikindi namazı vakti. Bir köşeye oturuyorlar. Namaz kılınacak. Tabi dinimizce kimin namaz kıldırması gerekiyor? Alimin. Alim geçiyor imamlık yapıyor. Allahu ekber diyor .., esselamu aleykum verahmetullah diyerek namazı bitiriyor. Sonra dua edilecek çoban söze atılıyor. Sen alimsin,sen ise tüccar ben ise bir garip çoban. Gelin beraber dua edelim . Herkes gönlünden geçen duayı yapsın herkeste amin desin. Olur da icabet saatine denk geliriz de birimizin duası kabul olur. Yüce rabbimizin huzuruna bu makbuliyetle çıkarız şeklinde görüşünü belli eder. Tabi alim insan bunu çok makul görür. Madem öyle dua edelim der. Alim elini açar semaya.”Ey rabbim bana şöyle havadar bir yerde bana bir ilim meclisi lütfet, bir medrese lütfet ve içini de tıka basa talebe lütfet öyle ki ben onlara hizmet edeyim”. Alim amin der, Çoban amin der, tüccar amin der. Sıra gelir tüccara. Tüccar da ellerini açar semaya” Ey rabbim sen bana öyle mal mülk ver ki şehir bunu alamasın ve ben bunları senin yolunda infak edeyim” deyince Tüccar amin der, çoban amin der, alim amin der. Sıra işin can alıcı noktasına gelir. Çoban gözlerini yumar ellerini açar ” Ey rabbim vallahi ben rab olarak senden razıyım ,ben ilah olarak senden razıyım. Bugüne kadar beni hiç rızıksız bırakmadın,hiç azıksız bırakmadın.  Ben nasıl rab olarak senden razıysam sen de kul olarak benden razı ol. Ben sadece ve sadece senden bunu istiyorum” deyince alim amin der,tüccar amin der, çoban boynu bükük amin der. Aradan yıllar geçer. Bu menkıbeyi anlatan alim der ki görüyorsunuz Allah duamı kabul etti şöyle havadar bir yerde sizin gibi talebelerim oldu ve tıka basa talebe doldu bu medreseye. Duydum ki o tüccarın da malı mülkü çoğalmış ,şehir alamamış onun da duası kabul olmuş. Dedim ki gerçekten eğer biz duanın icabete layık olduğu zamana denk geldiysek şayet , o çobanın da duası makbul oldu ve diyorum ki “Çoban kazandı hem de ne kazandı”.

 

Bu Yazılarda İlginizi Çekebilir